Albert Camus - Yabancı

Albert Camus - Yabancı
Genel Bilgiler: 

Albert Camus - Yabancı 
Can Yayınları
41. basım: Mart 2013
110 Sayfa
Fransızca aslından çeviren: Samih Tiryakioğlu


"Bugün annem öldü. Belki de dün bilmiyorum."

Böyle başlıyordu bu büyük roman! Büyük derken neyi kastettiğimi anladınız, zira sadece 110 sayfalık bir eserden bahsediyorum. Büyüklük başka bir meziyete atıf.
Aylardır aklımı kurcalayan bir şey var; edebiyat hantal olmak zorunda mı?
Sanırım cevabı bu kitapta gizli; Hayır!
Uzun uzun betimlemeleri, ağdalı bir dili, süslü anlatısı olmayan bir kitap bu.
Fakat anlattıkları o kadar sarsıcı o kadar düşündürücü ki işte edebiyat böyle olmalı diyorsunuz.
Yazdıklarımdan anlayacağınız üzere ben hayran kaldım yazara. Nobel Edebiyat Ödülü'nü boşuna vermemişler.

Kitabın konusuna gelecek olursak; giriş cümlesinden de anlayabileceğiniz gibi annesinin ölümünü bile "duygusuz" bir biçimde dile getiren, her şeyi nesnel bir şekilde açıklayan
ve bu nesnelliği ve gerçek duygularını dile getirdiği için toplumdan dışlanan bir adamın hikayesi.
Bana kalırsa kitabın en güzel tarafı sadece edebi bir metin olmaması. Kitapta en az edebiyat kadar sosyoloji ve felsefede bulacaksınız.
Bittikten sonra insanın donuk bir şekilde düşüncelere dalmasını sağlayan "o" kitaplardan.

Mutlaka okumanızı ve üzerine düşünmenizi öneririm.


Kitaptan bir bölüm:

Albert Camus - Yabancı kitaptan bir bölüm


Kitaptan altı çizilesi sözler:

"Ama ona göre köpeğin asıl hastalığı ihtiyarlıktı, ihtiyarlık da iyileşmezdi."

"Hiçbir zaman söyleyecek fazla sözüm yoktur, onun için susarım."

"Umut; bir yolun dönemecinde hızla koşarken, birden yetişen kurşunla yere serilivermekti."

"İnsan her zaman az buçuk suçludur."


Tanıtım Bülteni:

Albert Camus'nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan Yabancı, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir varlıkın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi Meursault, bir simge kahraman değildir, adı olmayan bir Yabancıdır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir, der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.
Google Plus ile Paylaş

Kelimeler | Sahneler

Kitaptan üreyen her şey.
    BLOGGER YORUMLARI
    FACEBOOK YORUMLARI

0 yorum:

Yorum Gönderme